Noktainazar

Category: Denemeler 34 0

Telefonumuzda galerimizi gezinirken, anılarımızı ziyaret ederken çokça gerçekleşen bir durum söz konusu fakat bu çokça gerçekleşen durumdan bihaberiz. Fark ettiniz mi hiç, ister çok eskiye ait olsun ister yakın zamana, bir fotoğrafa her baktığımızda farklı şeyler algılarız. Bu algıladıklarımız gerek hissel, gerek bakışsal, gerekse bir nüans olsun, ilk ya da son baktığımızdan hep farklıdır. Bende öyle olmuştur şahsen.

Her fotoğrafın taşıdığı zaman, mekân, olay, hisler farklıdır. Kendine ait bir tarih yazar ve bizler tarihimizi sevmesek de oraya sıkça uğrarız. Mesela, yine ben. Kronolojik tarih olsun, tarihe ait olay ya da olgu olsun, bana ya da bir başkasına ait olsun, savaş ya da barış olsun, aşk ya da nefret olsun, dostluk ya da düşmanlık, içinde beni yaşatacak bir başarı yoksa pek de özlem, keşkelik, geriye dönüş istenci ya da orada yaşama hevesi duymam, istemem, taşımam. Adına ne derseniz deyin. Geçtiğimiz bir önceki cümlemde dikkat ettiyseniz başarı yoksa dedim. Başarı varsa da o tarihte kalmak istemem. Daha fazlasını isterim. Normal olan da budur zaten. Tam tersini söyleyene de inanmam, yalan söylüyordur. Hiçbir insanoğlu yoktur ki, “yeter-li” desin. Yetmez. İnsanoğluna yetmez. Yaradılış böyledir. Yeten olsaydı, dururdu, gitmezdi, istemezdi, nefes almazdı. Anlatabiliyor muyum? Durun ve düşünün, lütfen, bu noktada biraz.

Ben keşfe çıktığımda, özel bir şeyler, anılar yaşarken anılarıma dair ufak da olsa karelemek çok isterim. Çok da nadir geri dönüp bakarım o fotoğraflara. Çok nadir. Baktığımda da tekrar tekrar yaşamış olurum. Tekrar yaşarım fakat daha bambaşka. Çünkü o tarihteki ben değilim şu anda. Bugün yine o nadir zamanlardan biri. Biraz gezinirken tarihte, farklı gördüğümü fark ettim. Kimse daha farklı bakmak için tarihi ziyaret etmez. Ama ben bunu fark ettiğimden beri, bambaşka bakmak için ziyaret ediyorum. İlginç gelebilir. Evet, ilginç de. Zaten ilginç olduğu için yapıyorum. Aynı olduğu için değil, özlediğim ya da arzuladığım için de değil. Bambaşka bir bakış açısından bakmak için. Derken… Bu kavram üzerine yazmak isterken “noktainazar” kavramı ile tanıştım. Hikâyesini araştırdım fakat o sırada kayboldum, başka yönlerde dolanırken buldum kendimi. Noktalama işaretlerinden tuttum, nazar etmek konularından çıktım. Ne gerek vardı bu kadar yürüyüşe şimdi, diyeceksiniz belki. Olsun, varın deyin. Yoğun düşünce bombardımanı altındayken yürüyüşe çıkmak iyi geliyor. Sanki delik bir cebim ya da sökük bir heybem var. Ben yürüdükçe onlar iz oluyor geldiğim yola. Bazen geldiğim yoldan geri dönüyorum, bazen kayboluyorum, bazense yeni yollar keşfediyorum. Bazense o yolun başka yolcuları ile tanışıp tamamen seçeneksiz yönlendirilmeye izin veriyorum bir süreliğine. Emin olun, hepsinin tadı birbirinden farklı. Sonuçta, heybemde bambaşka şeylerle dönmüş oluyorum. “Eskisini getir, yeniyi götür,” reklamları gibi, gülüyorum aklıma geldikçe.

Kendi çektiğim bir fotoğraf çevresinde dolaşayım misal. Paylaştığım fotoğrafta kimi kurumuş gül tomurcuğuna, kimi en dışındaki kopmak üzere olan taç yaprağına, kimi tırnaklarımın uzunluğuna, kimi hafif pembemsi ojeme, kimi parmağımdaki kıvrımlara, kimi arka plandaki fincanın estetiğine, kimi daha da arkadaki çifte, kimi bardaktaki suya takılacak. Ben ise o gülü kime verdiğime, kimden nasıl aldığıma, vereceğim kişiye kadar saklama koşullarıma, o fotoğrafı çekerken zorlanışıma, aldığım keyfe, keyif alırken o zaman diliminde yaşadıklarıma, çevremdekilerin bana yansıttığı hislere, sözlere, içinde bulunduğum ruh hâline, kafamda çözmeye çalıştığım problemlere, çözebildiğim problemlerdeki başarımı kutlayışıma, kendimi avuturken becerime, kullandığım yöntemlere, o sırada gelen ve karşılığında yazdığım mesajlara, beni arayan ve açmadığım numaraya ya da kişiye, onunla yaşadıklarıma, şu anda yanımda olmayışlarına, yanımda olanlarla yaşayacaklarıma, orada kopan taç yaprağın düştüğü yere, neye dönüşeceğine, kime ait bir molekül parçası olacağına, o molekülün kimden geldiğine ve neler yaşadığına, neler söylemek isteyip söyleyemediğine, söyleyemedikleri karşısında yaptıklarına takıldım. O fotoğrafta görünenlerin aksine takıldım.

Bazen görünmeyenler, görünenlerden daha çok şey anlatır.

Şimdi,

“Noktainazar” nedir mi?

Her gün kendine farklı bir yoldan gidebilmendir.

Kendine doğru çıktığın yolda, hem bir kâşif hem de keşfedilen olmaktır.

Her gün, her an kendine bambaşka açılardan bakmak ve baktırmak, demektir.

Noktainazar da sensin, o nokta da sen, yolak da sen, yolcu da sen.

600cookie-checkNoktainazar

Related Articles

Add Comment