Hiçlikteki Tanrının İştahı
Benim iştahım güneşleri söndürecek kadar eski, Ve ellerim, dokunduğu her mucizeyi boğacak kadar aç. Bir kadının teninde yürürken, sadece bir beden aramıyorum; O canın, o soluğun, o ışığın bana mülk…
Benim iştahım güneşleri söndürecek kadar eski, Ve ellerim, dokunduğu her mucizeyi boğacak kadar aç. Bir kadının teninde yürürken, sadece bir beden aramıyorum; O canın, o soluğun, o ışığın bana mülk…
Karanlık bir salondu, biraz serin, Nazım’ın sesi duvarlara sürtünerek tüylerimi ürkütürken, İçimde kıvranan kelimeler çoğalıyordu. Nazım “yaşamak” dedikçe cılız bir ışık yarıyordu karanlığı, Her biri bir kapı arıyor gibi yayılıyordu…
Neyim ben? Dünyanın ritmine ayak uyduramayan bir nota mı? Sessiz bir şarkının histerik bir melodisi mi? Göğün altında bir köşeye sinmiş ot mu? Bir fırtınanın görünmeyen yağmur damlası mı? Neyim…
Deniz susar, ben duyarım; İçimdeki uğultuya rağmen dışımın sessizliğiyle var olurum. Belki saatlerdir, belki de bir ömür buradayım; Denizin bana benzeyen yerlerini izliyorum; Maviye, ona dönüştüğümü izliyorum, Dağınık, derin, taşkın…
Elimde bir kutu, boş, bomboş, titriyor ve hafif; Boş kutulardan bahseden var mı hiç? Derin kuyuların karanlık yanlarından gırla bahsedenler! Işık hiç sızmaz mı içine sanırsınız? Boş kutulara baktığınızda aydınlıktırlar,…
Nasıl anlatabilirim ki, doğum, yeniden ve yeniden, Sınırsız bir kayboluşun bitmeyen sancısını anlatmak, Umut etmenin yanında hiçbir şey sanırım… Ve sanırım, filizlenmenin avuç içinde kök salışını izliyorum, Şimdi, ve yarın,…
Bir gecede yarım bir ay yolculuğudur sevmek, Ne bir kalış ne de gidiştir sonu Sebepsiz yere korkuların yumağından kaçtığın Bir basit ambarda soluklanmak uğruna feda ettiğin. Sessizce sundun, sessizce…
Siliyorum, siliyorum, lekeyi sildikçe koyulaşıyor, Ellerim kanıyor, kanım siyah akıyor, gözlerim kararıyor. Ne kendime güveniyorum ne de dünyadakilere, Ne kitaplara ne de kelimelere… İzler hatırlatıyor, her şeyi, tüm yaşanmışlıkların diyeti…
Kim sonsuza dek bugünde yaşamaya dayanabilmiş ki? Eninde sonunda geçmişe koşar, sarılırız. Çıkarırız mektupları; Okur, okur, içeriz anıları harf harf. Hücrelerin en küçük atomuna kadar işleriz onları, Yeniden inşa ederek.…