Kırık Kalem

Category: Şiirler 64 0

Ölü bir babanın yaşayan zevcesinin evladıydı o ad,
Hırçındı, öfkenin ana yurdunu anlatıyordu sesi.
Hiç konuşmazdı, konuşsa dağlar titrerdi de,
Ne yere ne de göğe sığardı yaratılanlar…
Hangi çölün kutup ayısıydı derdi her nefes alan?
Hangi okyanusun kuşuydu da yuvalardan yuva dilenen?
Sorular cevaplanmak için var olmuyordu zihinlerde,
Aklını bulamayanların gözleri kafalarından çıkacak sanırsın.
Bir kez olsun susmadı içimde var ettiklerim,
Sussa çağlardı sır bildiklerim.

Sayfalar gibi tarihin de rafları kurudu, dökülüyor bir bir;
Zanaatından sanat çıkaranların yükseldiği gündür bugün.
Ey yazgılılar!
Ey kendinden kaçaklar!
Ey özgürlük kurbanları!
Ey arzusunun esiri zalimler!
Zincirlerinden kopan köpekler gibi saldıran kelimeler yarattınız;
Adsız, kansız, azgın bir ahlak marş diye eteğe paçaya baktırdınız.
Kırıldı artık kalemim, bilin!
Sessizliğin en kadim mabedinde oturan o sultan ben,
Dünyanın tüm seslerini açana son vuran kılıç kadar keskindir sözüm.

Andım büyüktür:
Yıkılsın sonsuza dek kutsal o tarihin kaleleri bugün.

29970cookie-checkKırık Kalem

Related Articles

Add Comment