Hangi ağacın dalları, yaprakları ya da çiçekleri, ya tamamen yeşil, ya rengârenk ya da kurumuş? Hepsinden biraz biraz… İnsan gibi… Kafede oturmuş, kahve içip kahkahalar attığınız insanların hiçbiri, tam öyle ya da tam böyle dediğimiz karakterlerin içinde kalamıyor. Her gün, belki de saatler içinde değiştirdiğimiz ya da değiştirmek zorunda olduğumuz kıyafetler gibiler. Orada öyle burada böyle ya da orada böyle burada öyle.
Çocukluğunda çocuk sahibi olmuşların ellerinde büyüyenlerimizin de çocuklukları eksikti. Doğanın elden ele verdiği ama insanoğlunun el verişlerinde aksamanın olduğu bir anti-nizam içinde çocuğu nereye koyabiliriz? Koyamadık, hiçbirimiz aynı yere ve aynı zaman içine koyamadık. Akransız çocuklar yetişti, çocukluksuz çocuklar da. Onların hepsi de büyüdü. Çocuklukları büyümedi. Her zaman korku içinde kaldılar; korku, büyümeye engeldi, duraktı, duraklatıcı. Ne köşedeki gölgeleri görmezden gelebildik ne de o gölgelerin içinden çocukluğumuzu çıkarmaya gücümüz yetti. Her köşeli gölge, en az bir çocuk sahibiydi.
Somut dünyada yaşatılamayan çocukluk, sadece düşlemlerde yaşamaya mecbur kalır. Düşlem penceresinden dış dünyaya bakan çocuk, korkutulmuştur. Perdeler hiç aralanmaz da. Ucundan gösterilen bir çocukluk, küçükken ya canavarlara yem olarak anlatılır ya da yetişkinlikte acımasız dünyanın en zayıf halkası. Kimse o halka olmak istemez. Kimse de çocukluğunu güneşe çıkarmaz. Çocuk bu ya… Söz dinlemez ara ara, merak içinde coşar, patlar, yüzeye taşar. Atar kendini arada sokaklara, başına yiyeceği terlikleri bile bile. Sokağa çıktığı saatler hiç de tekin değildir. Öğretilmemiştir, bilmez doğruyu yanlışı, eğriyi düzü, güzeli çirkini, faydalıyı faydasızı. Çıktığı vakitler her yaşta olabilir; gençlikte, yetişkinlikte, olgunluğun belki de en tepesinde. Çocuk bu ya…
İşte, çocukluğunu vermemişlerin çocuklukları, öyle zamanlarda ortaya çıkarlar ki, o vakit, “bir öyle bir böyle” dediğimiz o şoke edici, hayal kırıcı, vefa yiyici, çıkar güdücü insanlar var olur. Aylarca, yıllarca tanıdığınız o yetişkinler, bir gün en çocuksu yanlarıyla yalan bir dostluk, yoldaşlık, eşlik, arkadaşlık sunmuştur size. Onlar, hiçbir zaman tanıdığınız kişi olmamıştır ve siz de onların tanıdığı kişi olmamışsınızdır. Zihindeki ve reeldeki dünya, hiç bir olmamıştır, birbirlerine görünür duyulur da olmamıştır. Var olan sadece mesafe, mesafeler ötesi olan düşler…