Hülya

Category: Eserler, Şiirler 68 0

Ah o hülya!

Çağırmıyorum elbette, belki de çağırmalıyım;

Nerede olduğumu bilmediğim bir yerdeyim.

Bilmem kaçıncı kat, uzun da bir yolculuktu;

Saatler sürmüştü, belki aylar gibi, oysa tek bir gecenin tek bir saati.

Ayın hangi evresinin bir parçasıyım, bilmiyorum;

Meğer üstündeyken hepsi aynıymış.

Simsiyah bir asansördü, dönüşsüz olduğunu söylemedi de görevli;

Sadece bana baktı, ben ona, aylar süren bir saat.

Geri dönecek, biliyorum, ummak bu olsa gerek;

Umut, imkânsız nedir bilmeyen, değil mi ki?

Hayır, hayır, unutmuş olamaz;

Devasa bir ay ve ben…

Her gece kendisini dikizlediğimiz ve belki de bundan hoşlanmayan;

Onunlayım, peki, o benden haberdar mı?

Konuşmaya ihtiyacım vardı;

Bir hülya için uyumak gerekmezdi, uyumadım hiç.

Ben kurdukça gerçeklik arttı, ben yeniden doğdum;

Vazgeçmek ölmekti, bildim.

Hâlâ gelen yok, imdat düğmesi de yok;

Söz vermişti, dönmüyor.

Bir müzik yükseliyor, senfoni o kadar canlı ki;

Nefesin sıcaklığını, ses tellerinin o gergin ve kaygan hissi…

Orkestra şefinin ellerini görüyorum;

Çok kıvrak ve çok güçlü iniş çıkışlar, etkileyici…

Sabırsız bir hayranlığın etkisi altında dansa başlıyorum;

On dört yaşımda aldığım dans derslerini unutmamış kaslarım.

O kuleye hapsedilmiş prenses benim şimdi;

Biliyorum, biliyorum, her masal mutlu bitmeyecek.

Anla işte, sinemayı çok severdim, karanlıkta izlemeyi, ağlamayı;

Kimse görmeden, bilmeden başköşeye kurulmuş hülyaları…

27970cookie-checkHülya

Related Articles

Add Comment