Kim sonsuza dek bugünde yaşamaya dayanabilmiş ki?
Eninde sonunda geçmişe koşar, sarılırız.
Çıkarırız mektupları;
Okur, okur, içeriz anıları harf harf.
Hücrelerin en küçük atomuna kadar işleriz onları,
Yeniden inşa ederek.
Bu sefer daha başka bir hâliyle…
En güzel hâli değil,
En olması gereken ama olmamış hâliyle…
Yetmiyor bugünün şairleri, yazarları, filozofları ya da sanatçıları.
Tarihin anıtlarına kazıdıklarımıza koşarız yine.
Onlar bilirler gerçek acıyı, sevgiyi, sarılmayı ve özlemi.
Onlar bilirler ancak seni;
Yanındakiler en uzaktakiler olurlar zamanla.
Sadece adın kalır hafızalarda.
Sevdiğin ve hassas olduğun ne varsa unuturlar.
Kaç kez astım duvarlara o mektupları,
Kaç kere yazdım o şiirleri duvarlara.
Her seferinde başka şeyler fısıldadılar bana.
Başka başka hissettim.
Bazen ben oldum,
Bazen o anıların kahramanları,
Bazense o kahramanların düşlediği kahramanlar…
Yine de sıkılmadım, tüketmedi bugünün vefasız sözleri,
Nankör vedaları, suistimal eden vaatleri ve aldatıcı sarılışları kadar.
Azınlıkta olmak da değil yalnız bırakan,
O gökyüzü kadar olan göğüste boğulurken çekilen ellerdi.
Ne nefret etmek geliyor şimdi içimden,
Ne de yad ederken sevgiyi kutsamak.
Arsız bir kahkaha kulaklarımda çınlıyor,
Sırtı pek olan kaburgaların yükseldiği çıplak kalabalıktan.
Tanıyorum sesi, tanıyorum o doyumsuz canavarı,
Akışkan ahlakın en affedilmez o mahkumunu.
Kaç, kaç, kaç diyor bana içimdeki o hep umursamadığım ses;
Dinlemedim, kaldım, parça parça ettiler o yerde;
Hani, zincirleri olmayan duvarsız kalede.
Nereye baksam koyu, derin bir okyanus vardı da,
Göğe ve denize olan sevgimden aidim sandım o bataklığa.
Bakan tükürdü, bir de vah vah eden tekmeledi de,
Demiştim, diyebilen dillere olan hayranlıktan,
Gel gidelim, diye denmesi gereken erdemli sözler ezildi ayaklar altında.
Kaç kaç kaç…
Duyma, bakma, okuma, konuşma diye yalvaran yaramız,
Aczimizin en mağdur yanından sesleniyor kelimeler…
Nereye gidersen git, yanından ayrılmayacaklar,
Bir uzvun gibi kalacaklar damarlarına asılı.
En nihayetinde son kez de olsa konuşacak olan nettir, keskindir ve tektir:
O, geçmişten gelen bir mektup.