İhtimaller ve Yakınlık

Category: Denemeler, Eserler 64 0

Çoğu şey, senin başına gelmeyecekmiş gibi, değil mi? Yaklaşmakta olanların bile teğet geçip gideceklerine inanırız.

Çoğu insanın, özünde kendini önemli ve ayrıcalıklı olması gerektiğine inandığını, düşündüğünü biliriz. Oysa mantıklı düşündüğümüzde, ayrıcalıklı olabilmemiz için dahi etrafımızda ufak da olsa bir topluluğun, grubun olması gerektiği ve onlara kıyasla daha ön planda oluşumuzu kıyaslayabiliriz. Tek başınalığın olduğu yerde ne ayrıcalıktan ne de önemli oluştan bahsedebiliriz.

Olumlu ya da olumsuz var olan her şeyin gerçekleşme olasılığı muhakkak vardır. Bize de uğrama olasılığı vardır. Hiçbir olayın, bize dokunmayacağını “kesinlikle” şeklinde ifade edemeyiz. Bu ancak bir temenni ya da gerçeklikten kopuş olabilir.

Kim diyebilir ki, birkaç sokak ötedeki elektrik kablosunun kopmuş olması, kendisini bulmaz. O kablolar gergindir; özellikle soğuk havada kopan bir kablo, daha gergindir ve ani bir kopuş ile kaç kilometre uzaktaki kişiye çarpabilir, olasılık dâhilinde. Kaldı ki, komşuda meydana gelen şiddet, ölümün kokusu, açlığı, evini basan suyu, senin de kapını çalar.

Aşkla alınmış bir demet çiçeğin, bir ay sonra küflenmesi, kuruması veya çürümesiyle beraber aniden o tertemiz evine doluşan çöp sineklerini düşün. Her gün çöpünü atar, odalarını havalandırır, siler ve süpürürken nasıl oldu da bu kadar hızlı çoğaldı bu sinekler, değil mi? Çok basit. Gerçekleşmesi gereken olay ve olgular, koşullarının birkaçını yakaladığı an, var olurlar. Birdenbire peyda olan o canhıraş telaş, elini ayağına dolatır, kaçacak yerin yoktur, yüzleşme vaktidir.

Dünya, kendisini saran yedi katmanın içinde öyle muntazam bir sistem içinde sürdürülebilirliğini gerçekleştirir ki… Ufak bir dokunuş, değişim, maraz, en uzak noktasında dahi etkisini gösterir, fitil bir kez kıvılcım almıştır, durdurulamaz. Ulaşılmaz yerdeki domino taşlarının düşüşünü izleyebilir fakat müdahalesi söz konusu olmadığını bildiğiniz gibi… Kıvılcım, ateşe dönüşmek için vardır ve kendini gerçekleştirebilmek için tüm reaksiyonlarını sonuna kadar da idame ettirir.

Bir sistemde parçaların uzak ya da yakın olması pek de mühim değildir. Belki etki süresini etkiler ama eninde sonunda o en uzaktaki parçayı da bulur ve etkiler. Toplum içindeki etkiler söz konusu olduğunda işler daha da kısa sürede tetiklenir. Sonuçta insan, kaçmak için, bana dokunmasın, diye yaptığı düşüncesiz müdahaleler, o kıvılcımı daha da büyütmekten başka bir işe yaramaz.

Eğer gerçekleşmesi mümkün bir ihtimal varsa o muhakkak ki yakındır.

Soluduğumuz havadaki oksijenin, daha yirmi yaşında olan ve dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Doğu Timor’da yaşamış ve ölmüş olan La Rosa’nın hipokampüsündeki bir amino asidin solunumda parçalanmasıyla açığa çıkan suyun, Arabica bitkisinin kullanmasıyla atmosfere verilmiş olduğunu söyleseydim… Eminim ki, şu an o enfes kokulu kahvenizi yudumlarken bunu okumanız, pek de enfes bir tat bırakmamıştır zihninizde. Yalnız, gerçek bu olabilir.

 

27110cookie-checkİhtimaller ve Yakınlık

Related Articles

Add Comment