Yılkı Atları

Category: Şiirler, Uncategorized 64 0

Yılkı atları sarmış bu şehrin yorgun sokaklarını;

Aç, biçare, korkak taylarını koruyamayanlar,

İçten içe birbirini yiyen, ağzı kan kokan atlar…

Sokaklar kişnemelerin sesiyle ürperiyor,

Acı yok, merhamet yok, gözler mat ve kuru;

Zulüm hüküm sürüyor kaldırımlara devrik,

Caddeler çatlamış, lambalar sisli bir mum ışığı…

Şehrin kalbi, yılkı atları ve öksüz ve yetim tayları;

Yabani duyguların evi yoktu, ruhsuzdu bedenler.

Titriyor göz bebeklerim bakarken, yaşlı ve sonsuz bir tutsaklık,

Sefil bir kurbanın hayalini kim umursardı?

 

Yılkı atları sardı bu şehrin sokaklarını,

Saran onlar mıydı yoksa ruhumdan sarsılan kırıntılar mı etrafımı?

Kocaman mazilerin de kökleri çürüdü,

Yıkılıyor bir bir o koca çınarlar, dalsızım, sonsuz bir yas.

Bir mabet vardı sığındığım, içi ben dolu makberler dizili,

Öyle düzenli, öyle temiz, öyle mis kokulu…

Çağırıyor gömdüğüm adlar,

Sır fısıldıyorlar şimdi kazmaya korktuklarım.

O kalabalık tören bir bademcik ameliyatı kadar basit,

Kazan kazan pişirilenler zehir zemberek misali damakta.

Kızgın yağı ben kendim döküyorum başımdan aşağı,

Değmesin artık mabedime bir el, bitsin bu biçilmiş zaman.

26840cookie-checkYılkı Atları

Related Articles

Add Comment