Tarih 6 Ekim, gecelerden yeni ay, koyu bir yalnızlık sunar.
Gökyüzünün sır olduğu bir an, bir mevsim girişinde ben.
İzliyorum matemi, bir derya boyu geceyi…
Öyle sonsuz, öyle çekici, öyle yutucu ki…
Bir ayrılık ve vuslatın açıklanamadığı zamandayım,
Puslu, isli, küf kokan, ellerin mahpusluğu zincir boynuma.
Kör bir yol var şimdi orada, çarpık bir düş,
Sessizce ağlayanların buruk sevinci, dökük ümitler,
İçinde bir karanfil demeti kadar armağan özgürlük…
Nasıl da anlatmaya acizim, göğe hasret, aya, güneşe hasret;
Dizginleyemediğim duyguların özlemi içindeyim.
İzliyorum geceyi, göremediğim yerde arıyorum kendimi,
Emanetiyim bildiğim ellerin kiriyim şimdi.
Dostluğun ömrü doldu, hırçın deniz ve soğuk bir mehtap,
Elimde kalem ve kâğıt, boş boş karaladığım bir tahta,
Sarı bir çizme, buruşuk bir palto, küs de bir karga öter bana;
Sesi gür, sesi pak, sesi korkakça.
Kuzgunlar, kuzgunlar çevirmiş yolunu, başında bir damla kan.
Rüzgâr okşamadan esip geçiyor kurutarak, çizerek ve kanatarak.
Üşüyorum ve kuzgunlar, çok da kalabalık.
Korkuyorum donarak, ben put, ben bir karanfille kayıp.
Oturduğum bank çatırdıyor, düşmekten korkmuyorum.
Arkamdan bana doğru yaklaşan adımlar, adımların…
Tanıyor ya da tanımıyorum, sadece kuruyorum, darmadağınım.
Bilsem omzuma dokunan ellerin, gece aydınlanır, doğar belki kayıp yeni ayım;
Bilmem, gün doğar belki, güneş kavuşur göğe, bense kendime.
Tam dört bahar saydım,
Ay göğe, ben güneşe kavuşayım.
Bir sonraki 6 Ekim kaybolmayan geceye, ben güneşe,
Ellerim ellerine, görünsün diye mehtap,
Bir gece ansızın sokakta, üşütmeyen bir bankta,
Titremeyen sokak lambası altında, dilimde adın,
İçimde bağırmayan korkularım ve ben, sessizce,
Sessizce sonbaharı, yeni ay korkusu ve kuzgunlar olmadan
İzleyelim gece boyu, gözlerimiz kapalı.
Konuşmadan, anlatacak şeyler olmadan yaşayalım.
Güvenli en büyük limanın, ucundaki bir kıyı, yıldızlar,
Görünmeyen ayın yenisini arayalım, bulalım,
Ve kalkıp gidelim usanmadan, başka göğün altında da yanalım.
6.10.21.34