Hayatını pencereler ardında yaşayan,
Perde arkasına saklamış biri düşün;
Tek iletişim kanalı pencereler, dili ise perdeler…
Perdedeki dalgaların, titreyişlerin, durma hızları,
Gerginliği, serbestiyeti, her bir hareketin anlamı var.
Bu dil çetrefilli, bu dil acı, ekşi, kokuşmuş bir bahar havasında,
Rüzgârı dinmek bilmez; çalışır, çalışır, çalışırlar.
Ben çok anlam okurum da, kadın tek bir şey görür;
Bir damla.
Salıncakta sallanan bir damla değil,
Uçurum kenarından sarkmış, istekli mi isteksiz mi belirsiz,
Bir damla düşün, düştü düşecek ama hiç düşmek de hissettirmiyor.
Sadece bir damlayı izliyorsunuz ömür boyu,
Sessizce, belki heyecan ve tedirginlik dolu, meraklı bir açlıkla…
Düşecek mi, ne zaman düşecek?
Yıllar yılı bir damladan bakan bir kadın;
Gördükleri görmek istedikleri mi, görünmek istemeyenler miydi?
Bir kez kımıldasa belki, titrese, netleşecek her şey,
Görünür olacak görmek istemedikleri,
İsteyecek görünmek istemeyenler artık.
Ellerini kapasa gözlerine, okşasa acıyan göz bebeklerini,
Şaşırsa biraz, hayret etse olacaklara,
Umut etmeyi bıraksa, aksa zamanla beraber sonsuzluğa,
Düşecek, özgür olacak bir damla daha…