Film İncelemesi: Lazzaro Felice (2018)

Category: Sinema 65 0

Alice Rohrwacher’ın Lazzaro Felice filmi, zaman ve mekan kavramlarını bükerek büyülü özgürlüklerle toplumsal eleştiriyi birleştiren bir yapıya sahip. Hikaye, naif ve saf bir genç olan Lazzaro’nun köyünden modern şehre uzanan bir yolculuğunu konu alıyor. Filmde feodal satışlar, sömürü, masumiyet, saf iyilik gibi temalar, zaman ve mekanın esnetilmesiyle birlikte işlenir. Lazzaro’nun dünyasının gerçeklik sınırlarından ayrılır, zaman geçişkenleşir ve izleyici kendini bir rüya ile gerçeğin iç içe geçen bir anlatının içinde bulur.

Zaman ve Mekandan Kopuş:
Filmin ilk yarısında zaman, 1980’lerin kırsal İtalya’sında, Inviolata adlı bir köyde sıkışmış gibidir. Köylüler adeta feodal bir düzen içinde, Markiz Alfonsina tarafından sömürülmektedir. Burada zaman, modern dünyanın dışında bir kapsülde, neredeyse Orta Çağ normlarına göre. Lazzaro’nun hayattaki insanların köydeki yaşamlarına boyun eğmemişler. Filmde geçiş zamanı, köy yaşamında donmuş gibidir; modern dünya ile değiştirici neredeyse yoktur. Köylüler dış dünyadan bihaber, Markiz’in otoritesi altında sıkışmışlardır.

Ancak filmin bir kırılma noktası olur. Tancredi, Markiz’in asisi oğlu, köydeki bu düzeni sorgulamaya başlar ve Lazzaro ile bir dostluk kurar. Tancredi’nin kaçışı ve polis baskını sonrasında, köylüler gerçeği öğrenir: Yıllardır onları sömüren feodal düzen aslında tarihte karışmış, dünya ilerlemiştir. Bu an, ilk kez kırıldığı andır ve köylüler gerçeklikle yüzleşir.

Filmin ikinci yarısında ise zaman neredeyse tamamen anlamsızlaşır. Lazzaro, bir uçurumdan düştükten sonra yıllar boyunca tutulmasına rağmen hiç değişmeden geri döndü. Köyün yerini şehre bırakması, modern dünya ile eski dünyanın bir arada var olmaması durumu gösterir. Lazzaro’nun safiyeti ve değişmemesi, zamanında iz bırakmaması, onun insani değerlerinden ve toplumsal bozulmalarından etkilenmeyen, saf bir iyiliği temsil ettiğini gösteriyor.

Metafor ve Semboller:

  1. Lazzaro’nun karakteri – Masumiyetin ve İyiliğin Temsili:
    Lazzaro, masumiyetin vücut bulmuş halidir. Adeta bir “modern aziz” gibi, saf umuduyla tüm zorluklara ve adaletsizliklere karşı bir umudun simgesi olur. Lazzaro’nun karakteri, insanların vicdanını ve bozulmamış insani değerleri temsil eder. O, zaman ve dünyanın acımasızlığı karşısında değişmeyen saf bir varlık olarak sunulmuştur. Lazzaro’nun masumiyeti, aynı zamanda sosyal ve ekonomik gelişmelerin ne kadar çarpıştığı da gözlerin önünde serer. Ne köylüler ne şehirdeki insanlar, onun iyiliğinden ve yardımseverliğinden faydalanamazlar; çünkü herkesin sisteminin bir parçası olmuştur.
  2. Kurt – Doğanın Saf Gücü:
    Filmde sıklıkla yer alan kurt, hem Lazzaro’nun hem de doğanın saflığını sembolize eder. Lazzaro’nun bir konumunda kurtla olan karşılaşması, onun doğasıyla olan bağlantısı ve insanın modern toplumdan uzaklaştığı doğal özüne sahip olmanızı sağlar. Kurt, insan yaşamının en saf ve bozulmamış görünümüne işaret ederken, aynı zamanda insanların bu doğallığı nasıl yok olduğunu da temsil ediyor.
  3. Tütün Fabrikası – Sömürünün Modern Yüzü:
    Filmin ikinci yarısında köylüler, Lazzaro ile birlikte şehirde işlerde bulunulur ve bir tütün fabrikasına giderler. Bu fabrika, modern kapitalizmin bir simgesidir. Feodal düzende köyde sömürülen köylüler, şehirde aynı şekilde kapitalist sistem çarkları içinde ezilirler. Yani köydeki sömürünün yeri, modern dünyadaki endüstriyel sömürüdür. Bu geçiş, filmdeki zamanların gerçekte toplumsal yapıların değişmesine rağmen sömürünün devam ettiğini anlatıyor. Lazzaro, safiyetiyle bu sistemin dışında tutulan başarılarsa ve diğerleri için sadece mekan ve dönemdir; sistematik sömürü ve ezilmişlik bitmemiştir.
    Tütün fabrikası, bir anlamda modern kölelik düzenini simgeler. Lazzaro’nun şehirdeki çabaları, masumiyetin ve saf insan doğasının modern dünyanın acımasız gerçekliği karşısında ne kadar çok olduğunu ortaya koyuyor. Bu, modern dünyada insanın makineleri ve endüstri tarafından nasıl köleleştirildiğini gösteriyor. Feodal düzen ile modern kapitalizm arasındaki paralellikler, izleyiciye insanın varoluş mücadelesinin aynı kaldığını, sadece bu mücadelenin koşullarının şeklini hatırlatır.
  4. Kilise ve Din Motifleri – Ruhaniyetin Yok Oluşu:
    Filmdeki bir diğer sembol ise kilise ve dini motiflerdir. Lazzaro’nun adeta bir aziz işareti olması ve film boyunca her şeyin kabul edilmesi, Hıristiyanlık’taki azizlik varlığına güçlü bir gönderme yapar. Kilise, özellikle modern şehirdeki metaforik bir şekilde işlevsiz hale gelmiştir. Ruhaniyetin, insandaki güvenlik ve masumiyetin modern kapitalist dünya tarafından yok edildiği anlatılır. Tanrı’nın ve dinin insanların üzerindeki etkisi azalırken, yeri para ve güç almıştır.
  5. Zamanın ve Mekanın Bükülmesi:
    Zamanın ve mekanın büyümesi, filmdeki en dikkat çekici unsurlardan biridir. Lazzaro’nun yıllar sonra, hiç yaşlanmadan yeniden ortaya çıkışı, izleyiciye gerçeği ve zamanlarının doğasını sorgulatır. Bu durumda, Lazzaro’nun saf ve bozulmamış performansının etkisi altında kalmadığını, onun deli insanlardan bağımsız olduğunun göstergesidir. Lazzaro’nun bu “ölümsüzlüğü”, onun masumiyetinin evrensel ve zamansız olduğunu anlatır. Her ne kadar geri bulunabilir, köylülerin modern dünyada nasıl kaybolduğunu, sosyal bağların yozlaşmasını ve saf insan varlığının artık yer bulamadığını gösterir.

Sonuç: Lazzaro Felice , zamanın ve mekanın ötesinde kalan masumiyetin öyküsüdür. Film, feodalizmin sömürü düzeni ile modern kapitalizmin insanların nasıl ezdiğini ve insan davranışlarının, onun iki sisteminde sömürüye maruz kalabildiği bir şekilde ortaya çıkıyor. Lazzaro’nun varlığının etkisi altında varlığını sürdürmesi, safiyeti ve masumiyetini temsil eder. Ancak onun iyiliği, modern dünyanın çıkarcı ve acımasız yapısının yok olması mahkûmdur. Lazzaro, saf varlığıyla hem gerçek hem de hayali bir figür haline gelir. Film, modern insanın ruhunu, masumiyetini ve insanlığını kaybederken, varoluşsal bir sorgulama sunar: Masumiyet, böylesine kayıtlı bir dünyada hayatta kalabilir mi?

Sinematografi: Alice Rohrwacher’ın yönetmenliği altında, filmdeki sinematografi oldukça etkileyicidir. İtalya’nın kırsal bölgeleri, pastoral bir güzellik içinde tasvir edilirken, aynı zamanda köyün sıkışmışlığını ve dayanıklılığını vurgular. Kamera, özellikle Lazzaro’nun doğumuyla olan ilişkilerini yansıtırken, geniş ve açık alan çekimleriyle karakterinin saflığını ve dünyayla olan bağlantılarını görselleştirir.

Şehirlerin sahne köylerinin doğallığından oldukça farklıdır. Kasvetli, soğuk ve gri tonlarda sunulan şehir, modern dünyanın acımasızlığını ve mekanikleşmiş biçimde temsil eder. Bu mekansal değişim, köylülerin dünyasındaki safiyetten uzaklaşması ve modern kapitalist düzenin soğuk gerçekliğini izleyiciye hissettirir. Lazzaro’nun değişmemesine rağmen dünyanın sürekli olarak bölümleri, kullanılan ışık, renk paleti ve çerçevelerle ustaca anlatılır.

Rohrwacher’ın sineması, zaman ve mekanın doğasını sorgularken görsel olarak izleyiciyi büyütürler. Lazzaro’nun çevresinde duran kamera, izleyicinin bakış açısının dünyasını gösteriyor, güvenli bir perspektifle modern dünyanın acımasız dünyasına bakıyor. Bu görsel dil, filmin gerçeküstü atmosferini derinleştirir ve izleyiciyi analizden çıkararak bir tür rüya halinin içine sokar.

Birkaç tane filmden alıntı: 

“İyilik, karşılık beklememektir. Ben sadece senin yanında olmayı istedim.” 

“Sen kaybolsan da ben seni bulurum. Çünkü sen benim içimde kaybolamazsın.”

“Biz eski dünyanın gölgeleriyiz, ne oraya aittik ne de buraya.”

“Dünya adaletsizliklerle dolu Lazzaro. Biz ise ya avlanılansın ya da avcısın. Sen, hep av olacaksın.”

29840cookie-checkFilm İncelemesi: Lazzaro Felice (2018)

Related Articles

Add Comment