Sevgiyi Hak Etmediğini Düşünenlerin Yalnızlığı

Category: Denemeler 20 0

Sevgiyi hak etmediğini düşünenler, hep bir boşluğa doğru yürürler. Geçmişten getirdiği, sürekli kurtulmak istediğine dair şikâyet ettiği fakat elini bırakmadığı boşluğa… Sevmediği ve çok iyi tanıdığı o boşluk…

Mutlak özgürlük, insandan ötede bir yerde, bir şey olarak hep bekler ve ona sarılmak isteyenlerin kolları başkalarını, başka şeyleri sarıyordu. İçinden hava kaçıran yaralı paketler gibi… Gerçek ağırlıklarını bilebildiğiniz paketler artık ellerde. Havası kaçmasa daha hafiftiler. Bu yüzdendir kalkıp gidemeyenlerin oblomovluk hikâyesi.

Film seyrederken küfreden, ayıplayan, kızan, bağıran insanları izlediniz mi hiç? Onlar gerçek bir film onları izleyenler için. Neden film izliyoruz? Film izlerken hâlâ kafamızdaki dünyada yaşıyorsak nasıl bambaşka bir deneyim yaşayabilir de keyif alabiliriz? Bazen insan kendi hayatından sıkılır da film izler, bazen başka biri olmak ister, bazen o kahraman ile hissedemediği, sahip olamadığı duygulara kavuşur. Biz yine kendimiz isek neden film izleriz ki?

İnsanlar birbirini kaybettiğinde beyin bunu anlıyordu. O yoktu. Beni var eden ona dair olan düşünceler, istekler artık yoktu, birdenbire kendi başına kalmak ne demek, anlıyor musunuz? Tüm aldatmacalar, kırgınlıklar, kararlılık, kaybettikten sonra yumuşuyordu. Yüzler… Daha da yumuşuyordu. Evet, belki yumuşuyorlardı fakat duysa sesini, kendi ismini, eskiden tanıdığı cümleleri şimdi anlayabilecek miydiler? Asıl soru bu.

İzlediğim bir filmde “Yaşam, insan ilişkilerinde değil,” demişti. O an en kısa ömürlü ölümlünün insan ilişkisi olduğunu fark ettim. Gerçek olan hem her yerdeydi hem de ben sandıklarımızdan uzakta.

O pamuk bulutların altındaki evim, pencereme çalan yaprak tıkırtıları, rüzgârın dokunduğu yalnızlık artık dosttu, kimsenin canı yanmadı. Yalnızlık artık kokuşmadı; çimlendi, filizler verdi, artık kocaman sarmalayan bir yuva. Beni büyüten zaman çoktan yaşlanmış. Saatler hızlı ölüyor, gün daha hızlı. Ayların peşi sıra sürüklediği hız, bir geçmiş hızında. Bir gördüğünü bir daha görmüyorsun. Duyduklarının varlığı bile şüpheli.

Sürekli o evin kapısından hızla çıkıp tüm bahçeyi delik delik aramak, sonra hızla caddeye koşup giden arabanın arkasından çığlık atmak… İçimdeki tüm düğümlerin çözülüp tekrar düğümlenmesi, ne demek, biliyor musun? Gerçek adımı hiç bilmedim. Bana verdikleri o takma ad, devamlı peşimden geldi. Tanımadığım, küfürbaz, ahlaksız, sevgisiz ağızlarda ses buldu. Seslenenlerin hiçbiri beni tanımadı. Olmamı istedikleri gibi gördüler; sonra bazen sevdiler, sonra kızdılar, sonra düşman olup canımı yakmaya çalıştılar, sonra… Sonralarında artık yoklar. Ben kendime kalınca başladım yaşamaya. Dedim ki bir ben varmış ve o bir ben ile her şeye yetermişim, kendime, her şey ve kendim, birdi, tekti.

1690cookie-checkSevgiyi Hak Etmediğini Düşünenlerin Yalnızlığı

Related Articles

Add Comment