İki tür şüphe vardır: bir, doğru bilgiye yaklaştıran, yanlışlardan koruyan şüphe; iki, doğruyu ve yanlışı ayırt edemediğinden her şeye karşı düşman olan şüphe. İki şüpheyi birbirinden ayırmak ise çok kolaydır aslında; inandığın şeyin sayısı; tek bir şeye ya da kişiye inanıyorsan tehlikedesin demektir.
Onarıcı şüphe ya da geliştirici şüphe, var oluş sürecinde “bireyleşme”yi besler. Kişinin kendisiyle olan randevusuna kaynaklık eder, yön verir, tanış eder. Her şeye ya da herkese söz hakkı verir lakin her şeyi ya da herkesi kabul edilebilir saymadan. Kendini bildiğinden, tanıdığından, kendisine uygun olanı seçer ve kabul eder. Geliştirir, mutlu kılar.
Gel gelelim diğer şüpheye; yıkıcı ve geriletici şüphe. Hiçbir şeye, hiç kimseye karşı inanırlık taşımayan bu şüphe türü, yaşama sevincini söndüren bir rüzgârdır. Yakıcı bir soğukluğu olan bu rüzgâr, yaşamayı zorlaştırır, uyumsuzluğu arttırır, kaosu besler; kaostan besletir. İnanmayanın verdiği güvensizlik, yokluk hissi, çevresini de olumsuz etkiler, itici görünür, uzaklaştırır.
Şüphenin amaç olduğu, temel ya da kaynak olduğu hayattaki birey, yalnızdır ve bu yalnızlık giderek genişler. Genişler ve yutuculuğu güçlenir. Toplumu, insanlığını, sevgiyi, bağlılığı, paylaşımı yarar, içini dışına dökerek dağıtır, parçalar, bozar benliğini, bütünlüğünü ve var oluşunu.
Şüpheciyi sürükleyen olaylar zincirleri sağlamdır, kopmaz. Halkaları eksiltmek, diye bir şey yoktur. Neden-sonuç ilişkilerinin bu kadar sağlam olduğu başka bir alan -bilim dünyasında bile- göremezsiniz. Açıklamalarınız, çabalarınız nafiledir. Şüphenin yarattığı o güç illüzyonu boyalıdır. Görüntüde var olan duruş, içeride uyuyordur. Bu da tatminsizlik verir, kimse bilmez. Birey anlık bir kurtuluş için ya birine inanmayı seçecektir ya da yok oluşu kabul edecektir.
Kurtuluş isteyen bir şüpheciyi kandırmak çok daha kolaydır. Onun için her şey çelişkili, inanılır olmadığından doğruyu ve yanlışı ayırt edemez. O anki duygusal boşluğundan, boşluğundan, ihtiyacından yakalayan, inanılır olmayı da garantiler. Ne deseniz inanır, çünkü sizi seçmiştir ve seçiminde de kararlılığı sürdürülebilirdir. Tüm dünya siz hakkında atıp tutsa da bir kere inanılmışsınızdır. -Kendisi de dahil- hiç kimseye inanmayacaktır.