Aldanma

Category: Eserler, Şiirler 41 0

Ölüm, yıllar önce esmişti;

O berrak yeşil vadiye ve soft bakan göğe.

Şimdi, bir kemik yığını uzuyordu sonsuzluğa,

Uzaktan yansıyan ışıklar verdi umudu.

Yıllar sonra bir yaz yağmuru ve bahar çiçekleri,

Kemikler arasından ürkekçe sızıyorlardı.

Ölüm rüzgârının yanık izleri kuzeyi gösteriyor,

Birgün, birgün yeniden bir misafir uğrayışı korkusu,

Diken üstündeki kanlı ayak izleri gibi yaşayış.

Yürek burkan yolculuklara çıkar döneriz,

Her seferinde daha az anlayış keşfederiz.

Bilenen and’lar, nehir kıyısında bekler yüzyıllarca,

Beklenen ve bilinen, ve gerçekleşmemiş efsaneleri;

Nasıl da parlak bakar o rengârenk göz bebekleri,

Hiç sönmeyecekmiş gibi ve ürkütücü.

O kötülüğün fısıltısını hiçbir şiir haykıramadı,

O kötülüğün fısıltısını hiçbir şarkı bastıramadı.

Zehirlendi topraklar bir kere;

Kötüler hep yara alır, ölümcül kana belki,

Ölüm tek onlara uğramaz, onlar hep saldırmayı bekler.

Kötülük, hiç iyileşmek istemedi, istemez de;

Güzellik ise tüm ruhları iyi eder, derlerdi.

Bu yüzdendir güzeli koruyan kaleler,

Adalar var, yaşamaktan ayıran yeryüzünü,

Göğe dost kılar sadece, uzaktandır avuntusu.

Yüzyıllarca kötülük bekledi, zehir saldı yeryüzüne;

Güzellik ise hiç yaşamadı yeryüzünde, göğün himayesinde sadece.

Yol alsaydı kötülük, günbatımına doğru,

Biz de o zaman daha rahat bakardık, bakabilirdik gün doğumuna.

Sabır, en köklü, en acı bir meyveydi o karanlık toprakta,

Ve zafer, o acının köklerinde mayalandı.

Umut ettik her zaman, fener tuttuk gece gündüz,

O uçsuz bucaksız diyarlarda yaşayan güzele uzansın, diye kök.

En tatlı yudum, onun hakkıydı, o sabrın ana tohumu.

Güzel, böyle düşlerdi feneri, umudu, yudumu,

Ve kendisine uğrayacak olan zaferi;

Oysa, uzaklardan süzülen o ateşin ışığı;

O ateşi söndürebilecek olan rüzgârın fısıltısı,

Daha da yayabilirdi ateşi, ışığını, yeryüzüne, göğe ve güzele.

Belki de yıllardır, yüzyıllardır baktığı gök,

Yeryüzündeki yansımasıydı, işte, koca bir yalan ve koca bir acı gerçek.

Bilmeliydim güvende olduğunu, bir düşe yüzyıllarca bakarak,

Korumak, sır tutmak kendimden de.

Nasıl taşıdım yüzyıllarca, aynı anda ve zamanda,

O büyük acıyı ve kırılmaz koca bir umudu?

Yine o şarkı doğar dağlardan yeşil vadilere, kurtarır,

Armağanı olur sakladıkları, soluğu, sevinci.

Neşe alır, sarmalar ruhumu belki biraz;

Ve sevgi, sızar karanlıktan, vadide yeniden doğar.

Uçsuz bucaksız olan denizlerdi dünyanın hapishanesi,

Gemisinden düşeni, artık ne deniz ne de ufuk âşık ederdi kendine.

Belki de sonraki gerçek,

Koca bir aldanmaydı, zafer uğruna bir ömrü heba etmek.

27540cookie-checkAldanma

Related Articles

Add Comment