Yarının Suçu Yok

Category: Denemeler, Eserler 61 0

“Şu an”cılara, plansızlara soruyorum, yarınların suçu ne?

Sırf Carpe Diem diye nefes alanların kendilerine güveni yeterince tam değildir, korkularının tesirinde ürettikleri bir teoridir. Bu ifadem, geçmişin takıntısı altında yaşamak ya da geleceğin kaygısıyla boğuşmak anlamına da gelmiyor elbette. Lafım sadece “şu an”cılara.

Ben plan yapıp ikindiden yola çıkıp sahile varmasam ve beklemesem, ufuktaki gün batımını izleyemezdim. Gelecek saatlerde acıkacağımı hesaba katmasam yemek pişirmem, kaldı ki, ihtiyaçlarım için çalışmam; şimdi de bireyleri tek tek topla ve düşün, toplumca çalışmamız, üretmemiz mümkün olmazdı. 27.9.22 tarihinde konuşan bir Rabia olamazdı. Ve okuyan sizler…

Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle, akıllı araç gereçlerin keşfiyle birçok alanda insanı tembelliğe, sorumsuzluğa, plansız, hayalsiz, isteksiz bir yaşama iten teoriler üretiliyor. Görüyorum ki, yığın yığın… O teorisyen de oturuyor, gün boyu, saatlerce uyuyor, birkaç “merhametli”nin gözetiminde besleniyor. Hadi kabul edelim, kendilerine çok iyi baktıklarından, oturduğu yerde devamlı okuduklarından pek de akıllılar, biraz da zeki. Üretkenlere yediriyorlar teorilerini, sahnede konuşturuluyor onlar da ve kitleler de sürükleniyor peşi ardınca.

Oblomovluğun kökenine inin, yığın yığın teorilerin altında kalmış, obez, hipersomnia hastası, obsesif, gizli sosyopat, narsisist vb. birçok soruna sahip kişiler var ve tüm dünyayı etkileyen edebî, felsefî çarpıcı eserleri… Teori üretmek zor değil, hepiniz üretebilirsiniz. Biraz akıl yürütmesi bilin, biraz da havalı terim, yapıştırın yaşanmış veya yaşanması mümkün hikâyelere… İnsan kadar çeşitli hikâye, ders, çıkarım, duygu, fikir vardır. Muhakkak sana uymayan, ona uyar. Bu dünyada her şeyin bir alıcısı muhakkak vardır.

Geçen İlber Ortaylı’nın “Bir Ömür Nasıl Yaşanır” kitabını okuyorum. “Bir şehrin nasıl bir yer olduğunu öğrenmek için, küçük insanın nelerle mutlu olduğuna bakın. Onlar şehirden istifade edebiliyorsa, orası iyi bir şehirdir. Burjuvazi yolunu her yerde bulur ama küçük insan bulamaz,” sözüyle gezdim biraz. Sonra, “Önünde iyi bir örnek yoksa, insan nasıl çalışacağını bilemez. Çünkü birini ancak meslektaşı adam eder,” lafı geldi aklıma. “Farklı insanları arayıp bulun, dünyanız değişsin,” ve “Gezmek emek ister,” tüm bu öğütleriyle Ortaylı, beni çok çok rahatlattı. Çevremizde bir şeyler yapmak için o kadar çok üşenen miskin var ki… Kendi yapamadıkları gibi bırakmıyorlar ki başkaları yapsın, gezsin, görsün, yaşasın. Onlar, oturdukları yerde sadece temel ihtiyaçlarını karşılayacak insanlarla ancak iletişim kurabilirler ve onlar da tek düzedir, birbirlerine benzerler, katacakları bir şeyleri yoktur. Bakın o miskinlere, değişen ufak tefek yeni öğrendikleri kavramlar dışında, sahip oldukları düşünceler asla değişmez; uygulanamayan bir yığın fikirle beraber kendilerini ya tekrar ederler ya da hayranı oldukları tarihin şahsiyetlerini kopyalarlar. Sonuçta verim sıfır dahi değildir, verdikleri zararların bir an önce giderilmesi gerekir.

“Sorumluluk alamayan insanlar boş olur.” Ohh, Sayın Ortaylı hocama sonsuz teşekkürler, nasıl rahatladım anlatamam. Sorumluluk, çoğu insanı ölesiye korkutan bu kavram, benim kıymet verdiğim bir şeydi. Bir süredir çevremde sorumluluk almaktan kaçan insanlarla doluydu. Sorumluluk deyince kızaran, öfkelenen, korkan ve eli ayağına dolanan… Bunlar öyle böyle de değil, hayatının merkezinde olunca sizi bile afallatıp düşürebiliyor, kendinizden şüphelendirmeye başlatabiliyorlar. Asla, sorumluluk noktasında kendinizden şüphelenmeyin. Sorumluluk bilinci, çocukluğunda ailesi tarafından aşılanmamış, ya her ihtiyacı koşulsuz, isteksiz karşılanmış ya da tamamen terk edilmiş bireylerin bu kavramın inceliklerinden haberi yoktur. Bu kişilerden kaçın, sakın arkanıza dahi bakmayın. Onlar bırakın kendi sorumluluklarını yapmayı, kendi sorumluluklarını bile size yüklerler. İlişkinizde sorumluluk almaktan kaçınan bir kişi ile mi karşı karşıyasınız, tekrar tekrar bazı şeyleri gözden geçirin, derim. Dostluğunuzda, arkadaşlarınızda ve meslektaşlarınızın arasında olanları da tek tek, yeniden analiz edin. Değişmeyen bir şeyler varsa da siz o ortamı, ilişkileri değiştirin. Yoksa siz, istemediğiniz kişiye değişir olacaksınız.

Sorumluluk bilincini artık, aşırı gelecek kaygısı ile eşleştirip, bu kavramdan kurtulmaya çalışan gruplarımız türüyor. Hayal kuruyorsan geleceği de zaten düşünüyorsun demektir. Dildeki reddediş, boştur, yersizdir. Teori gürültücüleri ya da istifçileri, teorileri çürütüleceği zaman da “tutarsızlık teorileri”ne sığınırlar. Kaçıp sığınacakları muhakkak bir teorileri vardır. Madem tutarsızsın neden seni dinleyelim, değil mi? Dinleme, diyecek; o zaman da neden gürültü çıkarıp görülmek, duyulmak istiyorsun, derim. Gördünüz mü, onlar sadece yaşça, boyca büyümüş çocuklardır hâlâ. Onlara sadece devamlı bakın ve alkışlayın, bu onlara yetecektir. İçinin doluluğunu sorgulayabilecek potansiyelleri yoktur, gelişmemiştir.

Yarını düşünmek kötü değildir; bilakis, yarını düşünmek üretken kılar. Düşletir, umutlandırır, canlandırır, merhametli kılar. Çünkü inşa etmek istersiniz. Bir binayı, elmayı, telefonu, kitabı, tek bir kişi ya da tek başınıza yapamazsınız. Issız bir adada yaşamıyoruz. Tüm her şeyin bir ham maddesinin ya da malzemelerinin üretilmesi, biçimlendirilmesi, işlenmesi ve bütünleştirilebilmesi için sorumluluğa, bir plana, takıma, yani topluma, ihtiyaç vardır. Toplumu yok sayandan nasıl olur da topluma yönelik çözümler, teoriler dinlenebilir ki? Burada bir bit yeniği var.

Korkaklar, tembeller, miskin ya da oblomovlar yüzünden yarının suçu ne? Yarının olmadığını bilen kim, kalkar da bir şeyler üretir ki? Ya da sizi dinler, üzülür, sevinir, sever, yardım eder ki? Bu kişiler kendilerini bile sevmezler. Bu sebeple sizi ve kendisini seviyor görünür ancak. Görünür olmak da bir yere kadardır, belli bir noktadan sonra bir şeyler çatırdamaya başlar çünkü kendilerinin değişmeyeceğini bildiklerinden sizi yontmaya çalışırlar. Siz bunu fark edince de sorunlar görünür olmaya başlar. Öyle ki, bazen sizden kaçtıkları gibi kendileri olmaktan bile kaçarlar. Bilirler ki, katlanılamayacak birçok sorunları vardır.

Yarının bir suçu yok. Yarın, daha doğmadı. Suçlu, şu andadır.

27020cookie-checkYarının Suçu Yok

Related Articles

Add Comment