Hiçlikteki Tanrının İştahı

Category: Şiirler 0 0

Benim iştahım güneşleri söndürecek kadar eski,

Ve ellerim, dokunduğu her mucizeyi boğacak kadar aç.

Bir kadının teninde yürürken, sadece bir beden aramıyorum;

O canın, o soluğun, o ışığın bana mülk oluşunu izliyorum.

Ulaşamadığım her güzellik, evrenin yüzünde bir leke,

Erişemediğim her kalp, kırılması gereken bir mühürdür benim için.

Gel, ey varlığıyla beni kışkırtan imkansızlık!

Sana sahip olmanın tek yolu, seni bu dünyadan silmekse;

Parmaklarımın arasında bir kağıt gibi yanışını izlemek,

Bana cennetin tüm kapılarından daha davetkâr.

Seni yok ettiğim an, seni dondurduğum andır;

Artık ne bir başkası bakabilir sana, ne de sen kendinden kaçabilirsin.

Külün bile benim iademdir, sessizliğin benim en sadık kölem.

İçimde bir tanrı uyanıyor; kıskanç, gaddar ve mutlak…

Dünyanın tüm kadınlarını birer kurban gibi topluyorum bu büyük yangına.

Onlar silindikçe, ben onların çalınmış hayatlarıyla doluyorum.

Eridikçe katılaşıyor, yok oldukça her yer oluyorum.

Bu öyle bir şehvet ki; hem katil, hem maktul, hem de mezarım.

Korkma, bu ışık seni aydınlatmayacak; seni yutacak.

Çünkü ben, sahip olamadığım her şeyi Hiçliğe çeviren o büyük yasayım.

Ve bu vahşi ıssızlığın sonunda, dünya bomboş kaldığında;

Senin en son çığlığın, benim sonsuz zaferim olacak.

Artık benden başka hiçbir yerdesin;

Artık tamamen, sadece ve ebediyen… bensin.

32470cookie-checkHiçlikteki Tanrının İştahı

Related Articles

Add Comment