Ayıbın Evrimi I

Category: Denemeler 6 0

Ayıp nedir?

Utanılacak, utandırması gereken davranış, tutum, düşünce mi demek? Utanç, hicap, sıkılma, kırılma ve kırmayı mı içeriyor düşününce sana?

Sana “Ayıplar Şehri”nden bahsedeceğim. İstanbul. Ve İstanbul’da iki insan tipi var: hayallerini gerçekleştirmek uğruna kendi memleketinde, hanesinde çoğu şeyi, insanı yağmalayarak gelenler ile burada hayallerini gerçekleştiremeyenlerin yaptığı yıkımcılar.

İyi kötü amaçlı her türlü nispet, kısas, gösteri ve sükûnet, İstanbul’a bağlanıyordu. Çünkü burası, özenilen Paris’ti. Oysa Paris’in birçok sokağı çöp barındırıyor; âcizlik ve vefasızlık, saygısızlık ve sevgisizlik taşıyordu. İstanbul’un da sokakları küfür, taciz, sefalet ve avamlık içeren yaşamlar taşırıyordu. Gördün mü cadde başı fahişesi (!) nasıl ağlıyor aldatıldığından, kandırıldırığından; elini çek üstünden de ayıbına etme bir bahane, bir kolon parçası. El çek üstünde de nefes alsın, yaşasın kendi ayıbıyla, senin ayıbından aşkın. El çek üstünden de birey olsun, sana ait bağımlılığının bir “sonucu” olmaktan öte olsun. O sen kirlettiğinden dolayı öyle anılmasın. Sen o hâlde yolda atıp gittiğin bir çöp paketi olmasın.

“Ayıplar Şehri”nden denize nazır sesleniyorum. Bir rastlantı sonucu sevmiş ve bir rastlantı uğruna aldattığına dair olan bayağı bahanelerine kulp taktık; sendrom dedik, hastalık dedik, bağımlılık dedik. Sen de her şeyi kendine mubah saydın. Olgunluk çerçevesi içinde sanatsal adlar taşıyan gösterilerin hiçbir anlam ifade etmediği için de doyum yaşamıyor, mutlu da olamayacaksın. Hiçbir gösteri, hiçbir ego, hiçbir güç, hiçbir zulüm doyurmadı insanoğlunu. Bu yüzdendir daha fazlasını isteyişi. İstekler bitmez belki ama, gerçekleşen istekler memnun etmeyip daha da yoksunlaşıyorsan orada bir sorun var; bak oraya!

İnsanoğlu İstanbul denizinin tüm ayıpları temizlediğine inanıyor. Bu yüzdendir İstanbul’daki denizlere nazır bakışlar, düşünüşler, yazışlar ve atlayışlar. Ne yazık ki tüm inanışlara, hayalleyişe, gelişe ve atlayışa rağmen temizleyemedi, daha da kirlendi. Kirdin, kirleten de oldun. Umursamadın. Umursamadıkça tükendin, kaybettin, eksildin. En büyük acılardandı eksilmek ve sen bunu seçtin. Seçimin de ömrüne dokunsun.

“Ayıplar Şehri”nde bir gün, biri gitti, ardından biri geldi. Giden döndü, kalanlar sağlıklıydı. Gelen geri döndüğünde ise kalanları hastalanmıştı, bilmiyordu. İnsanoğlu kalan ömrünü ya çöpe atmayı seçecekti ya da efsanelere bir yenisini ekleyecekti. Seçimini yapan yaptı.

“Ayıplar Şehri”nde efsane olmaya var mısın?

Devamı gelecek…

5430cookie-checkAyıbın Evrimi I

Related Articles

Add Comment