Koca bir ömrün dört günlük bir kesiti, her gün dökülen deri parçaları ya da kıl taneleri gibi… Bir sonraki neslin daha tazecik ve daha işlevsel olması açısından vazgeçerler tutunmaktan.
+ Söylesene neden buradayız?
– Sevdiğimiz için…
+ Neyi? Bu yeri mi?
– Hayır. Birbirimizi.
+ Ben bu yeri de seviyorum.
– Ben de seninle daha çok…
+ Bensiz de sever miydin?
– Bilmiyorum, hiç düşünmedim.
+ Düşün o zaman.
– Neyi Düşüneyim?
+ Bensiz de buraları sever miydin?
– Evet ama sensiz değilim ki…
+ Olabilir de.
– Sen varsın ve buradasın.
Cevap alamamak, göğü ve yeri ayırır. Aralarında her zaman dua aracılık eder, avuçlar tutunur ya da avuç içinden düşerler. Kabul olan dualar yükselip kaybolanlar mıdır yoksa yere düşüp ayaklarımıza dolananlar mı? Temelde cevapsızlık, dua ettirir. Kabul olunup olunmadığını yine bir cevap beklentisinin doyurulması anlatacaktır.
– Seni sevdiğim için senin sevdiğin bu yeri de severim.
Biraz sessizlik cevap verdi; ruha, doğurganlığın özüne, doğaya, suya, toprağa, ağaca, rüzgâra… O an dans eden sadece bir dal bulmuş kumru ya da böl özü bulmuş arı değildi; o an… O an söylenmeyenler de dans etti, kırılmış düşler, saklanmış çocukluklar, toprağa basmamış ayaklar, göğe bakmamış gözler, kavuşmamış aşkları şiirleyen şairler, aşktan aşklara koşan sanatçılar, büyümemiş sözler, doğmamışlar da dans etti. Hemen hemen herkes ve her şey dans etti, sadece bazı şeyler istisna: vazgeçilmişler. Onlar hem görünmezdi kimse tarafından hem de istenmez. Görünmeyen bir şey, nasıl aynı zamanda istenmez de olabiliyordu ki?
Yer ve gök; biri aşktan kaçan bir aşkın kendisi, diğeri o aşka âşık bir ruh. Hem burada hem de değil. Hem var hem yok. Hem gerçeğin ta kendisi hem de bir düş.
+ Gömgök bir rüya ve yemyeşil bir yorganın altında saklı kalmış çocukluğumsun.
– Bak, Toprak Ana’nın kucağında şimdi o gökyüzü.
+ İkisi de küçük bir çocuk, ikisi de vazgeçilemeyen bir aşk.
– Sen gibi ve ben gibi…
Konuşan Görüntüler
Seni sevdiğim için bu yeri seviyorum diyebilmek bakış açısı… Hiç bakmadığım bir yönden yakalamissin… Etkileyici ve bir o kadar sürükleyici. Bir kitabın ilk bölümü gibi olmuş sanki. Bu kelimeler burada bitmemeli diyor insan… Tadı damakta kalıyor… Tatlı bir tadı var kelimelerin. Eline sağlık 😇
admin
Çok teşekkürler… Sevgiler…(:
Tünay Seyhan
Fevkalade olmuş
Fatıma Matur
On numara