Zaman Kavşağı
Güneş ufukta hafifçe gözlerini kapatır, ben izlerim; Yürürüm her akşamüstü o zaman kavşağına, beklerim bir süre. Gecenin sessizliğinde bir nükte düşer aklıma, gülerim; Sonra bir özlem sarar sarmalar dünyayı saran…
Güneş ufukta hafifçe gözlerini kapatır, ben izlerim; Yürürüm her akşamüstü o zaman kavşağına, beklerim bir süre. Gecenin sessizliğinde bir nükte düşer aklıma, gülerim; Sonra bir özlem sarar sarmalar dünyayı saran…
Yaşarken hayallerimizin peşinden sürüklendiğimiz aşikârdır. İster düşlerimiz dipsiz bir kuyuya terk edilmiş, sakat bırakılmış, çaresizliği kabullenmiş olsun, ister bedenimize sıkışıp kalmış bir ruh olmayı reddedip uçsun, uçsun, uçsun… İlk düşlerimizi…
Saatlerce beklemenin önemini bekleyen anlıyordu. Özellikle kafasında soru işaretlerinin tükenmediği, her soru işaretinin başka bir soru işaretine gebe olduğu bir zihnin sahibi anlardı. Soru işaretleriyle beslenen bir alem, asla cevaba…
Bir çocuk dondurma neşesiyle atladı çimenlerin kollarına. Kollar da yorulur, ağrır taşıdıklarından. Çocuk bunun farkında değil, o sadece istemeyi biliyordu. “Yoruldum,” diyen dilin ne anlama geldiğini çözmesi zaman almıştı. Zaman…
Özlediğimiz şeyler var, üşendiğimiz, Geri kalamadığımız ve geride bıraktığımız. Her sabah bizde hazır bekleyen çıtırtılar, İlk önce günaydın, der oysa. Boş bir günün sabahındayım insanlar koştururken, İzliyorum penceremden, gafil avlıyorum…