Bir Öyle Bir Böyle
Hangi ağacın dalları, yaprakları ya da çiçekleri, ya tamamen yeşil, ya rengârenk ya da kurumuş? Hepsinden biraz biraz… İnsan gibi… Kafede oturmuş, kahve içip kahkahalar attığınız insanların hiçbiri, tam öyle…
Hangi ağacın dalları, yaprakları ya da çiçekleri, ya tamamen yeşil, ya rengârenk ya da kurumuş? Hepsinden biraz biraz… İnsan gibi… Kafede oturmuş, kahve içip kahkahalar attığınız insanların hiçbiri, tam öyle…
En iyi baktığımız yerdeyim: geçmişin birinde, tarihte. Neden geçmişin biri? Çünkü hangi tarih olursa olsun, fark etmez, içerik aynı. Değişmesini istediğimiz fakat hiçbir ilerleyen süreçte değişmemiş olgular… Olgular, diyorum; olaylar…
“Kafam rahat olsun,” diye yapılanları düşündüm. “Kafam rahat olsuncu”ları izledim. Uzun bir süre… İlk gözlemlerimde istemsiz izliyormuşum, onu fark ettim. Sonradan ne çok şey görüp ayırt etmeksizin, sabırsız yorumlarla…
Çok aciz, çaresiz bir mevzudan bahis açmak istiyorum Melodi. İçim dolu; taşmasa kelimeler, sözcüklerim can yakacak sanırım. Öyle bilenmiş hayal kırıklıklarım var ki dokunsan parçalanırsın. Kaç saat, kaç gün konuşsam…
Bir derginin “yolculuk” temalı sayısına yazmak isteğiyle başladı buradaki yolculuğum. İlanı gördüğüm, pazartesi günü, yazma günüme denk gelmiş olmasına rağmen “yolculuk” üzerine başlattığım düşünsel sürecim kimliğimi ya da kimliklerimi sorguladığım bir…
Hayatını pencereler ardında yaşayan, Perde arkasına saklamış biri düşün; Tek iletişim kanalı pencereler, dili ise perdeler… Perdedeki dalgaların, titreyişlerin, durma hızları, Gerginliği, serbestiyeti, her bir hareketin anlamı var. Bu dil…
Çok aciz, çaresiz bir mevzudan bahis açmak istiyorum Melodi. İçim dolu; taşmasa kelimeler, sözcüklerim can yakacak sanırım. Öyle bilenmiş hayal kırıklıklarım var ki dokunsan parçalanırsın. Kaç saat, kaç gün konuşsam…